Kaynak & Çalışmalar

Kedi sütünün özellikleri ve yapılan çalışmalarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
 

Developmental Changes in Composition of Cats’ Milk: Trace Elements, Minerals, Protein, Carbohydrate and Fat

Köpek sütünün özellikleri ve yapılan çalışmalarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Lactation in the Dog: Milk Composition and Intake by Puppies

Kolloidal gümüş kuvvetli ve doğal bir antibiyotik ve enfeksiyonlara karşı etkili bir koruyucudur.

Bir katalizör olarak,tek hücreli bakterilerin,virüslerin ve mantarların oksijen metabolizmaları için ihtiyaç duydukları enzimi çalışmaz hale getirir.

Vücut kimyasına ve enzimlerine hiç bir zarar dokunmadan mikro organizmalar yok edilmiş olur.

Kolloidal gümüş 1940 lara kadar dünyada oldukça yaygın bir şekilde antibiyotik olarak kullanılıyordu.Fakat sentetik antibiyotkilerin daha ucuza üretilebilmesi ve kâr marjının daha yüksek olması nedeniyle,gümüş unutulmaya ve unutturulmaya başladı.Günümüze gelene kadar pek çok insan gümüşün bu özelliklerinden haberdar bile değildi.

Sentetik antibiyotiklerin bakterilere karşı başarısız olması,bakterilerin sentetik antibiyotiklere karşı direnç geliştirmeleri ve sentetik antibiyotiklerin yan etkilerinin neredeyse faydalarından daha fazla olması neticesinde alternatif antibiyotik arayışları başladığında 1940 lardan sonra adeta unutturulmaya çalışılan kolloidal gümüş tekrar hatırlandı.Bugün Amerika’da aleyhinde sürdürülen anti kampanyalara rağmen doğal bir antibiyotik olarak oldukça revaçta.

Gümüşün antibiyotik özellikleri aslında çok eskiden beri biliniyor.İnsanların gümüşü günlük hayatlarında,mutfak gereçleri,süs eşyası,saklama kabı olarak kullandıklarını biliyoruz.

İngiltere’de ağzında gümüş kaşıkla doğmak diye bir deyim vardır.Bu deyim şanslı insanlar için kullanılır.Eskiden zenginler yeni doğan çocuklarına emmesi için gümüş kaşık verirlerdi.Böylece çocuk hastalıklara karşı korunmuş oluyordu.

Avrupa’da Veba salgınında kıtanın neredeyse 3 de 1 i ölmüştü.Ama çingenelere hiç bir şey olmamıştı.Çünki çingeneler gümüş ve kalay konusunda uzmandılar.Gümüşü damar yoluyla vücuda zerk ediyorlardı.Avrupa vebadan kasıp kavruluken onlara bir şey olmamıştı.

Bugün gümüş anti mikrobiyal özellikleriyle yeniden meşhur oldu.Gümüş ipliğinden üretilen tekstil ürünleri bütün dünyada hızla yayılıyor.Gümüş ipliğinden üretilen çoraplar,tişörtler,şapkalar,baş örtüleri,montlar pazarlarda yerini alıyor.Yakında dünya ordularının askeri kıyafetleri gümüş ipliğinden üretilebilir.

Gümüş aynı zamanda iyi bir manyetik alan önleyici.Cep telefonlarının ve baz istasyonlarının neden olduğu elektro manyetik alanların zararlarından korunmak için de gümüş ipliğinden üretilen giysiler tercih ediliyor.Yakında perdelerimiz gümüş ipliğinden olabilir.

Kolloidal gümüş insan ve hayvan sağlığından başka alanlarda da kendine yer buluyor.İnsan ve hayvan sağlığına zararlı tarım ilaçlarının yerine kolloidal gümüş kullanılabiliyor.

Ayrıca su temizliğini sağlamak için de kullanılabiliyor.

Önceki Araştırmalar

Kolloidal gümüş 1938’lere kadar yaygın olarak kullanılıyordu.Pek çok insan büyüklerinin,sütü oda sıcaklığında bozulmadan korumak için,sütün içine gümüş para koyduğunu hatırlar.

20 yüzyıla geçerken bilim adamları vücuttaki en önemli sıvıların kolloidal olduğunu keşfetmişti.Burada kolloidal kelimesinin anlamını açıklamada fayda var.Bir maddenin kendisi için çözücü olmayan bir ortamda 10 üzeri -5 ve 10 üzeri -7 cm boyutlarında dağılmasıyla oluşan çözeltiye kolloidal çözelti denir.

Vücudumuzda bulunan en önemli sıvılardan biri olan,hücrelere besin ve oksijen taşıyan kan, kollidal yapıdadır.

1938 lere kadar kolloidal gümüş doktorlar tarafından bir antibiyotik olarak kullanılıyor ve yüksek teknoloji olarak görülüyordu.

Fakat üretim metodları yüksek maliyetliydi.İlaç endüstrisi üretimi daha kolay ve daha kazançlı sentetik ilaçlar üzerine eğilince kolloidal gümüş unutuldu.

Amarikan Besin ve İlaç İdaresi (FDA) kolloidal gümüşü 1938 öncesi bir ilaç olarak tanımlamaktadır.

13/9/1991 tarihinde FDA tarafından yazılan bir raporda kolloidal gümüş ürünlerinin 1938 den önce sunulduğu şekilde ve önerildiği hastalıklar için kullanılabileceği söyleniyor.

Çağdaş Araştırmalar

1970’li yıllarda,Vücut Elektriği kitabının yazarı Robert O. Becker kol ve bacaklar,omurilik ve organlarda yenilenmeyi incelerken gümüş iyonlarının kemik gelişimini uyardığını ve bakterileri öldürdüğünü keşfetti.

Science Digest dergisinin Mart 1978 tarihli sayısında Güçlü Mikrop Savaşçımız” adlı makalede “gözlerimizi açan araştırmaya teşekkürler,gümüş modern tıbbın ilgi alanına giriyor,sentetik antibiyotik ilaçlar yarım düzine farklı mikro organizmayı yok edebiliyorken,gümüş 650(Altıyüzelli) farklı mikro organizmayı öldürüyor.Üstelik gümüş toksik değil.” diye yazıyor.

Makale,biyokimyacı ve gümüş araştırmalarında öncülük yapan Dr.Harry Margraf’ın,”gümüş sahip olduğumuz en kuvvetli mikrop öldürücü” sözüyle bitiyor.

Nasıl Çalışıyor?

Kolloidal gümüşün bir virüsün,bakterinin,mantarın yakınında bulunması,bu mikro organizmaların oksijen metabolizma enziminin çalışmasını engelliyor.Mikro organizmaların oksien metabolizmalarını,bizim ciğerlerimize benzetirsek bir manada gümüş iyonları bu mikro organizmaların ciğerlerini çalışmaz hale getiriyor.

Bir kaç dakika içinde hastalığa neden olan mikro organizma, boğuluyor ve ölüyor.Vücuttan bağışıklık sistemi vasıtasıyla atılıyor.

Faydalı enzimleri de öldüren kimyasal antibiyotiklerin aksine,kolloidal gümüş insan vücudundaki faydalı enzimlere bir zarar vermeden sadece tek hücreli mikro organizmaların enzimlerini yok eder.Kolloidal gümüş insanlar,bitkiler ve bütün çok hücreli canlılar için güvenlidir.

Üretim Kalitesi

En yüksek kalite elektro-kolloidal/kimyasal olmayan metodla üretilendir.Bu metotda gümüş partikülleri ve su kolloide edilir.Elektirk akımı ile gümüş su içinde çözündürülür,su ve gümüş birbirine bağlanır.

Kollodial Gümüşün Absorbsiyonu

Oral olarak alındığında kolloidal gümüş ağızda absorbe edilerek kana karışır ve hücrelere ulaşır.Çözeltiyi yutmadan önce dilin altında biraz bekletmek daha hızlı absorbe olmasını sağlayacaktır.

3 veya 4 gün içinde gümüş, dokularda toplanacak ve fayda sağlamaya başlayacaktır.

Kolloidal gümüş böbrekler,lenf sistemi ve bağırsaklar tarafından bir kaç hafta içinde atılır.

Tehlikeli patojenlere sürekli maruz kalınıyorsa koruma sağlamak için,kolloidal silver önerilen dozda her gün kullanılabilir.

Hafif yanıklarda kolloidal gümüş,enfeksiyona yakalanmayı engelleyerek yaranın iyileşmesini hızlandırabilir.

Kronik veya ciddi durumlar

5 ppm lik kolloidal gümüşün 1 çay kaşığı 25 mikrograma eşittir.(mcg).Günde 1 – 4 çay kaşığı genelde güvenli miktar olarak kabul edilir.Bu miktarda uzun süre kullanılabilir.

Bu miktardan fazlası terapatik miktar olarak kabul edilir ve sadece belli bir zaman dilimi için kullanılmalıdır.

Hastalık durumunda doğal tedavi uzmanları,günlük normal miktarın 2-3 katı kadar kolloidal gümüşü 30-45 gün boyunca kullanılabileceğini söylüyor.

Eğer vücudunuz çok hasta veya toksisite çok yüksekse,tedavi etmek için acele edip,herşeyi birdenbire yapmayın.

Patojenler ani bir şekilde yok edilirse vücudun 5 temizleme organı(böbrek,karaciğer,cilt,ciğerler ve bağırsaklar) aşırı yüklenme yaşayabilir,bu da soğuk algınlığındaki gibi,baş ağrısı,halsizlik,baş dönmesi,mide bulantısı ve kas ağrısına neden olabilir.

Kolloidal gümüş miktarını normal dozda alın,distile edilmiş su tüketimini artırın.

Bazıları kolloidal gümüşü,sinüslere ve burun kanallarına ulaşmak için burun spreyi olarak
kullanıyor.

Kolloidal gümüşü mutfak ve banyo yüzeylerinin dezanfektesi için kullananlar da var.

Cilt,boğaz yaraları,gözler,yanıklar

Kolloidal gümüş kesiklerde,tahrişatta,açık yaralarda acı vermeden kullanılır.

Bir bebeğin gözlerine bile uygulanabilir.Bazı antiseptikler gibi doku hücrelerini yok etmez.

Bir koltuk altı deodorantı olarak mükemmeldir.Çünki koltuk altı kokusunun en önemli nedeni ter bezlerinden salınan maddelerle beslenen bakterilerdir.

Kollodial gümüş egzema,kaşıntı,sivilce ve böcek ısırıklarına karşı da etkilidir.

Suyu temizlemek için 1 galon (3.78 litre) suya 1 yemek kaşığı kolloidal gümüş ekleyebilirsiniz.Suyu iyice çalkalayın ve 6 dakika bekleyin.

Hayvanlar ve Bitkiler Üzerinde Kullanımı

Kolloidal gümüş bütün ev hayvanları üzerinde etkilidir.Vücut ağırlığına uygun oranlarda kullanıldığında insanlardaki sonuçların aynısını sağlar.

Bitkilerde mantar,bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıklarda sulandırılmış süspansiyon yapraklara sıkılır ve toprağa verilir.

Bahçede,tarlada,serada suya yeterli miktarda ekleyin,gerisini bitkilere bırakın.

Mikroplara Karşı Toleransı

Kimyasal antibiyotiklere karşı direnç geliştiren süper bakterileri herkes duymuştur.Kolloidal gümüşe karşı mutasyon yoluyla herhangi bir direnç geliştirmeleri mümkün görünmüyor.

Ayrıca kolloidal gümüş diğer ilaçlarla herhangi bir etkileşimde bulunmaz.Kolloidal gümüş vücutta,toksik etki yapmaz.Kolloidal gümüş mikropların oksijen metabolizma enzimlerinden başak bir şeyle etkileşime girmez. 
Kolloidal gümüş ademoğlunun bir çok hastalığı için güvenli,kuvvetli ve doğal bir antibiyotiktir.

Herhangi bir ilaçla kolloidal gümüşün etkileşime girdiğine dair bir rapor bulunmamaktadır.

Çok büyük miktarlarda tüketilmediği sürece aşırı doza ulaşmak mümkün değildir.

Kolloidal gümüş kullananlar tarafından bir çok enfeksiyon için hem bir ilaç hem de bir koruyucu olarak rapor edilmiştir.

Vücuttataki sıvıların çoğu kristalize yapıda değil kolloidal yapıda olduğundan,kolloidal maddeler vücut tarafından daha kolay absorbe edilir.Bu yüzden kolloidal gümüş mikroplara karşı en etkin antibiyotiktir.

Kolloidal süspansiyon bir maddenin partiküllerinin elektrik akımıyla başka bir madde içinde çüzdürülmesiyle oluşur.

Homojenize süt,aerosol spreyleri kolloidal süspansiyonlardır.

Mikroplara maruz kalma ihtimali yüksekse, kolloidal gümüş her gün ağız yoluyla alınabilir ya da cilt problemlerinde merhem olarak cilde uygulanabilir.İkinci bir savunmamekanizmasına sahip olmak gibidir.

Gümüş sadece bir katalizör gib davranır,toksik değildir.Alışkanlık yapmaz.

Kolloidal gümüş parazitleri de yok eder.Çünki parazitler tek hücreli yumurtalarla ürerler ve gümüş bu safhadayken onları yok eder.

Gümüş kullanan yaşlı insanlar eskiye nazaran daha enerjik olduklarını rapor ediyorlar.Daha enerjikler çünki gümüşten önce hastalıkları için harcadıkları enerji artık normal aktivitelerine harcanıyor.

Kolloidal gümüş kullananlarca sindirimlerinin daha iyi olduğu da rapor ediliyor.

Yapılan araştırmalar kolloidal gümüşün yaralarda ve yanıklarda daha hızlı iyileşme sağladığını gösteriyor.

Kolloidal silverın her hangi bir tadı yoktur.Bir bebeğin gözünü bile incitmez,mide sorunlarına neden olmaz. 

650’den fazla hastalığı iyileştiriyor.

Kolloidal gümüşün 650 mikro organizmayı öldürebildiği rapor ediliyor.

Bu kolloidal gümüş almak mikropların neden oldukları hastlaıkları anında tedavi edecektir anlamına gelmiyor tabi ki.

Kolloidal gümüş mikropları,virüsleri,bakterileri,mantarları sadece onlarla belirli bir süre temasa geçebilirse öldürür.

Kolloidal gümüş kullanırken dikkat edilmesi gereken husus,hasta bölgeye yeteri kadar yüksek oranda kollodial gümüşün ulaşmasını sağlamaktır.

Kolloiadal gümüşü eğer gümüşe karşı alerjiniz varsa kullanmayın.

Aşağıdaki hastalıklar kolloidal gümüşün başarıyla kullanıldığı 650 hastalığın bir kısmı:

Sivilceler,AİDS,alerjiler,apandist,eklem iltihabı,ayak mantarı,mesane iltihabı,kan parazitleri,kan zehirlenmesi,haşlanmalar,yanıklar,kanser(Referans 2,4,7),kandida,kolera,kolit,konjonktivsistit,deri iltihabı,diyabet(Referans 1),dizanteri,egzema,lif dokusu iltihabı,gastrit,bel soğukluğu,saman nezlesi,uçuk,iltihaplı isilik,hazımsızlık,kornea iltihabı,cüzzam,lösemi,deri veremi,lenf damarı iltihabı,sıtma,menenjit,nevrasteni,parazitler,zatürre,akciğer zarı iltihabı,prostat,kaşıntı,sedef hastalığı,göz iltihabı,burun iltihabı,romatizma,saçkıran,kızıl hastalığı,mikrobiyal kulak,burun,bogaz,göz hastalıkları,sebore,zona,cilt kanseri,staphylococcus ve streptococcus enfeksiyonları,tüberkiloz,bademcik iltihabı,trahoma,mide ülseri.

 

 

Referanslar

  1. “Sağlık ve Hastalıkta Kolloidlerin Kullanımı” Kolloidal gümüşün bağırsak sorunlarında etinliği kanıtlandı. Dr. Henry Crooks colloidal gümüşün anti mikrobiyal olduğunu,insana zararsız olduğunu ve hiçbir şekilde toksik olmadığını buldu.Kimyasal ilaçların tersine,kolloidal gümüş bir antibiyotik olarak yüksek dozlarda da kullanılabilir,kimyasal antibiyotiklere nazaran daha iyi sonuçlarla.Bütün virüs,mantar,bakteri,streptococcus, staphylococcus ve diğer patojenik mikro organizmalar gümüşle temas ettikten sonra 3-4 dakika içinde ölüyor.Yüksek dozlarda bile herhangi bir yan etkisi yok. 
    2. Dr. Robert Becker, “Vücut Elektriği” adlı kitabın yazarı,düşük gümüş düzeyi ve hastalıklar arsında bağlantı buldu.Gümüş eksikliğinin bağışıklık sisteminin düzgün çalışmamasından sorumlu olduğunu söyledi.Dr.Becker gümüşün bütün patojenleri öldürdüğünü ve vücuda herhangi bir zarar vermediğini söyledi.Gümüşün hastalık yapan organizmaları öldürmekten daha fazlasını yaptığını belirtmişti.Gümüş aynı zamanda hasarlı dokuların tamirinin uyarılmasını sağlıyordu.Yanık tedavisi gören hastalar ve yaşlı insanlar gümüş kullanıldığında daha hızlı iyileşiyorlardı.Kanser hücrelerinin normale döndüğünü gördü.
    Diğer antibiyotiklere direnç gösteren bütün patojenler kolloidal gümüş tarafından öldürülüyordu.
  2. “Gümüş Kudretli Mikrop Savaşçımız” Science Digest Mart 1978.Bir anitbiyotik olarak kolloidal gümüş 650 hastalık yapıcı mikro organizmayı öldürüyor.Gümüş dünaymızdaki en kuvvetli antibiyotik ve üstelik hiç bir toksik özelliği yok ve bakteriler gümüşe karşı direnç geliştiremiyor.37 ülkede gümüş teknolojisini izleyen Gümüş Enstitüsü Müdürü Richard L. Davies,4 yıl içinde gümüşün 87 yeni tıbbi kullanım alanı bulduğunu söyledi.
  3. İsveç’de bulunan Karolinska Enstitüsünde Dr. Bjorn Nordstrom,gümüşü kanser tedavisinde kullanıyor.
  4. Amerikan Besin ve İlaç Dairesi FDA 1938 öncesinde kabul edilmiş bir ilaç olduğundan,kolloidal gümüşün aynı şekilde pazarlanabileceğini belirtmiştir.
    13 Eylül 1991 tarihli FDA tüketici güvenliği memuru HArold Davis. 
    6. “Eczacılıkta kolloidal Gümüş Preparatları”
    British Medical Journal,Şubat 1923: “Saf Gümüş Tamamen Güvenli”YÜksek gümüş oranlarında yapılan testlerde tedavi edici özelliğe sahip olduğu ispatlandı.
  5. 1932 yılı nobel ödülü sahibi Dr. Otto Warberg kanserin oksijen eksikliği ve şekerin fermantasyonu sonucu oluştuğunu belirtti.
  6. Provo Herald, 13 Şubat 1992, sayfa D1: “AİDS e Çare Olarak Colloidal Silver.
  7. Amerikan İlaç İndeksi, İnorganik İlaç Kimyası bölümünde kolloidal gümüşü mikrop öldürücü olarak tanıdı.
  8. Tıp Sözlüğünün 6. baskısında hafif gümüş proteini ilaç olarak listelendi.
  9. Ev Yapımı Tıbbi Gümüş,Maurice Worthington, M.D., 1928.
    12. “Eczacılıkta Kolloidal Gümüş Preparatları”British Medical Journal, 1932.
  10. Kraliyet Ailesi dünya genelinde kanlarındaki gümüş nedeniyle mavi kanlılar olarak adlandırılırdı.Gümüş tabaklardan yerler,yiyecekleri gümüş kaplarda saklarlardı.Doktora htiyaç yoktu.Halk ise genelde hastaydı.
    14.”Kolloidal Gümüş Alternatif Antibiyotik”,Lloyd Michael Canty ve Zane Baranowski
  11. “Kansersiz Dünya” Amerika’da Alopatik Tıbbın Tarihi,Edward Griffin.
  12. “Vücut Elektriği ve Çapraz Akımlar” Robert Becker.
    17. “Toprağın Sırları”Christopher Bird and Peter Tompkins.
    18. “İğneyle Cinayet” Eustace Mullin.
  13. Kimyanın Mucize Kolloidleri,Kenneth Andrews. The Readers Digest, March 1936. Dr. Frederick Macy,Amerika’nın en iyi bakteriyologlarından biri.
  14. John Hopkins Hastanesi,Gümüş Hakkında Yeni Haberler,Dr. Leonard Herschberg
  15. Michael D. Lemonick. Katiller Her Yerde, Time Magazine, 12 Eylül 1994.
  16. Searle, A.B. Kolloidal Gümüşün Sağlık ve Hastalıkta Kullanımı Kasım, 1913, sayfa 83 Dr. Henry Crookes
  17. Kolloidal Gümüş,Nerelerdeydin? Iris A. Moore, The New Times, Seattle WA, Mayıs 1994
  18. Brentano, L. MD, Margraf, H, Monafo, W.W. MD, Moyer,C.A. Kolloidal Gümüşün Antibakteriyel Etkinliği
    Surgical Forum sayı 17, 1966, sayfa. 76-78
  19. Kolloidal Gümüş Raporu,En İyi Saklanan Sır
    Martha Duncan.
  20. Thurman, R.B. ve Gerba, C.P. (1989) Bakır ve Gümüşün Bakteri ve Virüs Dezenfeksiyonunda Moleküler Mekaniği,alıntı:Dr. Richard Davies, Gümüş Enstitüsü sayı. 18, 4, sayfa 295
  21. Oksijen Tedavileri,Ed Mc Cabe.
  22. H.E.L.P ful News, Sayı 8 No. 9
  23. Science Digest, Mart 1978,Jim Powell
  24. Harold Davis, U.S. FDA Mektubu,Eylül 1991
  25. The Olympian,Pazar,Şubat 20, 1994 Alexander Tomasz / San Francisco, Associated Press
  26. Newsweek Magazine,Mart 28, 1994 Antibiyotikler,Mucize İlaçların Sonu mu?
  27. Magnzeyum Okstazon,Kolloid Araştırma Fonu

34. Newsweek Magazine,22 Mayıs,1995.Korku Salgını


Chamomile Extract, – PAPATYA ÖZÜ

Kuvvetli bir antienflamatuar etki sağlayan ve koyu mavi bir rengi olan azulen bakımından zengindir. Bu içeriğin hem fizyolojik hem de psikolojik olarak yumuşatıcı, yatıştırıcı ve dengeleyici etkisi sayesinde, egzema ve diğer deri döküntülerine neden olan cilt alerjilerine iyi geldiği bilinmektedir.

Horsetail Extract – ATKUYRUĞU ÖZÜ

Antienflamatuar, astrenjan (kanamayı durdurucu) temizleyici, canlandırıcı, iyileştirici ve nemlendirici etkiye sahiptir. Silis ve diğer mineraller yönünden zengindir ve saç ve deriyi güçlendiren, yağ üretimini normalleştiren yüksek seviyedeki aminoasit ve bitkisel steroller ile çok değerli bir bitkisel içeriktir. Bu doğal öz aynı zamanda köpürmeyi sağlayan saponin ve flavon glukozların üretilmesini destekleyerek saç derisindeki mikro-dolaşımı uyarır.

Organic Rosemary Extract – ORGANİK BİBERİYE ÖZÜ

yoğun duyguları dengeler, mod dalgalanmalarını kontrol eder, depresyonun üstesinden gelir ve stresi yenmeye yardımcı olur. Ayrıca kas ve eklem ağrılarına iyi gelir. Çok kuru ciltler için nem kaynağı olarak kullanıldığı gibi, aç derisini beslediği ve saçın sağlıklı ve parlak gözükmesini sağlar.

Organic Sage Extract – ORGANİK ADAÇAYI ÖZÜ,

Antienflamatuar, antimikrobiyal, antioksidan, antiseptik ve astrenjan (kanamayı durdurucu) etkisi vardır. Bağışıklık ve lenf sisteminin uyarılmasında ve salgı fonksiyonlarının artırılmasında kullanılır.dermatit ve böcek ısırıklarını tedavi eder,

Organic Stinging Nettles Extract – ORGANİK ISIRGAN  OTU ÖZÜ

Klorofil, histamin, formik asit, zamk, mineral, A ve D vitamini kaynağıdır. astrenjan (kanamayı durdurucu) ve antioksidan özelliği ile, dolaşımı ve parlaklığı düzenlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda besleyici ve güçlendiricidir. Egzema ve diğer cilt kurulukları için mükemmel bir tedavi edicidir Aynı zamanda yağlı ciltler için doğal bir derin temizleyicidir.

Lavender Oil – LAVANTA YAĞI

Ferahlatıcı ve sakinleştirici etkisi,olaşımı artırır, sivilceleri giderir ve toksik maddelerin donuk ya da sivilceli ciltten atılmasına yardım eder.

Olive Oil –  ZEYTİNYAĞI

Oleik asit yönünden zengindir ve iyi bir hücre yenileyicidir. Dıştaki nemi cilde çekerken aynı zamanda cildin normal bir şekilde terlemesine, ölü hücreleri ve sebum atmasına de izin verir. Bu yağ olgun, iltihaplı ve kuru ciltleri tedavi edicidir.

Millefolium Extract – CİVANPERÇEMİ

Sıkıştırıcı ,tonik , uyarıcı etkiye sahiptir.

Organic Calendula Extract  – AYNISEFA ÇİÇEĞİ

Antiseptik, uyarıcı ve antienflamatuar etkiye sahip derideki lekelenmeleri giderir.

St. John’s Wort Extract – SARI KANTARON ÖZÜ

Antibakteriyel, antiseptik, astrenjan (kanamayı durdurucu), antienflamatuar, antiviral, iyileştirici, canlandırıcı ve yatıştırıcı özellikleri vardır. Ağrı kesici ve kaşıntı ve yanmayı rahatlatıcı etkisinin yanında, güneş yanıklarını, arı sokmalarını tedavi edicidir.

Organic Hops Extract – ORGANİK ŞERBETÇİOTU ÖZÜ

Bileşenlerinden biri olan xanthahumol’ün birçok farmakolojik etkisi olduğu düşünülmektedir, bunlardan bir tanesi potansiyel anti-kanserojen etkisidir. antienflamatuar (iltihap ve yangı karşıtı) ve antioksidan özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır.

Tea Tree Oil

Melaleuca alternifolia (Çay Ağacı) Yağı: Antimikrobiyal ve Diğer Tıbbi Özellikleri ve Değerlendirme

 http://cmr.asm.org/content/19/1/50.long

Roman chamomile essential oil is produced from Anthemis nobilis (Chamaemelum nobile) of the family species Asteraceae, formerly placed in the Compositae family. It is also known as English chamomile, sweet chamomile and garden chamomile.

German chamomile essential oil is extracted from Matricaria chamomilla (M. recutica) of the same family and is also known by the names of blue chamomile, Hungarian chamomile and single chamomile.

Both Roman and German chamomile have excellent calming properties, but Roman chamomile is more effective for irritation, impatience and feeling disagreeable, and has great value in treating PMS and other menstrual and menopausal problems, while German chamomile is superbly effective on the skin, not only to sooth and calm, but to heal and for tissue regeneration.

Oil properties

The Roman chamomile essential oil has a sweet, apple-like fragrance and is very light clear blue in color with a watery viscosity, while the German chamomile oil has a sweet, straw-like fragrance, is dark blue in color and its viscosity is medium.

Origin of Roman and German chamomile oil

German chamomile oil is mostly cultivated in Hungary, Egypt, Eastern Europe and France, while Roman chamomile is cultivated in Germany, France, Spain, Italy, Morocco and France.

Roman chamomile is a small perennial herb, with a hairy stem and feathery pinnate leaves, daisy like white flowers (larger than those of German chamomile) and grows about 25 cm high, while German chamomile grows about 60 cm high and has a hairless branching stem, with delicate feathery leaves and simple daisy like white flowers on single stems.

To the Egyptians it was a herb dedicated to the sun, to cure fevers, and to the moon, for its cooling ability. It was also recognized as a soother of nervous complaints and was used in shampoos, cosmetics and perfumes.

German chamomile contains azulene, a powerful anti-inflammatory agent. This blue crystal is not actually present in the plant, but forms in the oil and only a small quantity is needed to be effective.

Extraction

Both chamomile oils are extracted from the flowers by steam distillation, with the Roman chamomile yielding about 1.7 % from fresh flowers and German chamomile yielding about 0.2 – 0.4 %.

Chemical composition

The main chemical components of Roman chamomile oils are a-pinene, camphene, b-pinene, sabinene, myrcene, 1,8-cineole, y-terpinene, caryophyllene, and propyl angelate and butyl angelate.

The main constituents of German chamomile oil are chamazulene, a-bisabolol, bisabolol oxide A, bisabolol oxide B and bisabolone oxide A.

Precautions

Both types of chamomile oil are considered non-toxic and non-irritant, yet since they do have emmenagogue properties when used in high concentrations, they should be avoided during pregnancy.

Therapeutic properties

The therapeutic properties of Roman chamomile oil are analgesic, anti-spasmodic, antiseptic, antibiotic, anti-inflammatory, anti-infectious, anti-depressant, anti-neuralgic, antiphlogistic, antiseptic, antispasmodic, bactericidal, carminative, cholagogue, cicatrisant, emmenagogue, febrifuge, hepatic, sedative, nervine, digestive, tonic, sudorific, stomachic, vermifuge and vulnerary.

The therapeutic properties of German chamomile oil on the other hand are analgesic, anti-allergenic, anti-spasmodic, antibiotic, anti-inflammatory, antiphlogistic, bactericidal, carminative, cicatrisant, cholagogue, emmenagogue, hepatic, digestive, sedative, stomachic, vermifuge, vasoconstrictor and vulnerary.

Roman chamomile oil is used for

This essential oil can be used with great effect on children when they feel irritable, impatient, teething or colicky. Women find it great to relieve PMS. In general it is good for abdominal pain, gall bladder problems, as well as for throat infections. it furthermore helps to relieve allergies, hay fever and asthma.

For the skin, it can be used to calm acne, eczema, rashes, wounds, dermatitis, dry and itchy skin and other allergic conditions in general.

For babies it can be used in a very diluted form to sooth an irritated and teething baby and helps for colic, diarrhea and gastric spasms.

German chamomile oil is used for

This essential oil has a calming effect on the mind and body and is excellent in treating any type of inflammation – be that internal or external – and is very effective on urinary stones (bladder gravel) as well. It stimulates the liver and gall bladder, thereby improving digestion and is valuable in treating menstrual and menopausal problems.

On the skin, it is a miracle worker and calms red, dry and irritated skin, as well as calming allergies, eczema, psoriasis and all other flaky skin problems. It is high in -(-a)-bisabolol which promotes granulation (healing) and is also a great tissue regenerator.

Summary

Both Roman and German chamomile have calming and relaxing abilities, especially on the nervous and digestive systems, regulating and easing the menstrual cycle. They have soothing and healing influence on the skin, as well as being a potent remedy for inflammatory conditions.

  • Burners and vaporizers

o Roman chamomile can be used in vapor therapy, for nervous complaints, headaches and migraines.

  • Blended massage oil or in the bath

o Roman chamomile can be used in a blended massage oil, or diluted in the bath, to assist with allergies, anorexia, addiction, colic, insomnia, back pain, muscle pain, arthritis, post-natal depression and bowel disorders, whereas German chamomile can be used for asthma, measles, mumps, PMS, menopausal symptoms, as well as rheumatism.

  • Lotion and cream

o Roman chamomile can be used in a cream base for diaper rash, burns and sunburn, while German chamomile is useful in general skincare, especially in treating allergic skin.

  • Mouthwash

o Roman chamomile can be used as a mouthwash for dental abscesses and tonsillitis.

chamomile blends well with

Both chamomiles blend well with bergamot, clary sage, lavender, geranium, jasmine, tea tree, grapefruit,rose, lemon and ylang-ylang.

Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

NOT: Verilen bu bilgiler tavsiye niteliğindedir.Geniş bilgi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.